Kiracı ve Kiralayan olarak haklarınızı biliyor musunuz?

 

Kira Sözleşmesi

Kira Sözleşmesi

Türk Borçlar Kanunu’nun  yürürlüğe girmesi ile beraber kira sözleşmeleri hakkındaki hükümlerde de  köklü değişik yapılması yoluna gidilmiştir.

Peki kiracı ve kiralayan olarak haklarınız nelerdir?

1- Depozito konusunda sınır var mıdır?

Türk Borçlar Kanunu’na göre kira sözleşmesinin akdi sırasında kiralayan tarafından kiracıdan önceki dönemde olduğu gibi Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonraki dönemde de depozito (güvence) alınabilmektedir. Ancak kanun koyucu depozito (güvence) konusunda sınırlamalar getirmiştir. Kanunkoyucu tarafından getirilen ilk sınırlandırma güvencenin miktarı konusunda olup kiracıdan istenecek güvence miktarı 3 aylık kira bedelinden yukarı olamayacaktır. Bir başka düzenleme ise para ya da senet gibi kıymetli evrakın güvence olarak verilmesi durumunda kiracı kiralayanın onayı olmaksızın çekilmemek üzere parayı vadeli mevduat hesabına yatıracak eğer kıymetli evrak güvence olarak verilecek ise bir bankaya depo edecektir. Banka tarafından güvenceler ancak ve ancak iki tarafın rıza göstermesi, icra takibinin kesinleşmesi ya da kesinleşmiş mahkeme kararı ile geri verilebilecektir. Kiralayan kira sözleşmesinin sona ermesini müteakip 3 ay içinde kiracıya karşı kira sözleşmesi ile ilgili olarak dava, icar veya iflas takibi açtığını bankaya yazılı olarak bildirmediyse kiracının istemi üzerine banka güvenceyi kiracıya geri vermekle yükümlü olacaktır.

2- Kira bedeli konusundaki düzenlemeler nelerdir?

Kanun koyucu kira bedeli konusunda da yeni düzenlemeler yapma gereği duymuş olup kira sözleşmelerinde kira bedelinin belirlenmesi konusunda kiracı aleyhinde değişiklik yapılamayacaktır. Yenilenen kira dönemlerinde tarafların kira bedelini belirlemelerine de sınır getirilmiş ve tarafların anlaşmaları bir önceki kira yılında üretici fiyat endekslerindeki (ÜFE) artış ile sınırlandırılmıştır. Taraflarca kira bedelindeki artış konusunda bir anlaşma yapılmaması durumunda yine bir önceki kira dönemindeki ÜFE artış oranını geçmemek koşulu ile kiralananın durumu göz önüne alınmak sureti ile hakkaniyet ilkesi çerçevesinde hakim tarafından belirlenecektir.

Beş yıldan uzun süreli, beş yıl sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ise taraflarca bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli hakim tarafından ÜFE artış oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önüne alınmak sureti ile hakkaniyet ölçülerinde belirlenecektir. Sözleşmede kira bedelinin yabancı para olarak kararlaştırılması halinde ise aşırı ifa güçlüğü durumu hariç olmak üzere beş yıl geçmediği sürece kira bedelinde bir değişiklik yapılamayacaktır.

Taraflarca kira bedelinin belirlenmesine yönelik dava her zaman açılabilecek olup davanın yeni kira döneminin başlangıcından en geç 30 gün önceki bir tarihte açıldığı ya da kiralayan tarafından bu süre içinde kira bedelinin artırılacağına ilişkin olarak kiracıya yazılı bildirimde bulunulmuş olması koşuluyla, izleyen yeni kira dönemi sonuna kadar açıldığı takdirde, mahkemece belirlenecek kira bedeli, bu yeni kira döneminin başlangıcından itibaren kiracıyı bağlayacaktır.

3- Kira sözleşmesinde kiracıya ek yükümlülükler yüklenebilecek midir?

Kanun koyucu bu konuda da kiracıyı korumaya yönelik hükümler getirmiş ve sözleşmede kira bedeli ve yan giderler dışında başkaca bir yükümlülük getirilemeyeceği ve özellikle de kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde cezai şart getirilmesi ya da sonraki aylara ilişkin kira bedellerinin de muaccel olması gibi şartların geçersiz olacağı belirtilmiştir.

4-  Kira sözleşmesinin sona erme sebepleri nelerdir?

- BİLDİRİM YOLUYLA FESİH HALLERİ

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kira sözleşmesi kiracı tarafından belirli süreli sözleşmelerde sürenin bitiminden en az 15 gün önce bildirimde bulunmadıkça sözleşme aynı koşullarla bir yıl daha uzayacaktır. Kiralayan tarafından ise kira sözleşmesi süre bitimi sebebi ile feshedilemeyecektir. Bunun tek istisnası kira sözleşmesinin 10 yıldan fazla uzaması halidir. Bu durumda kiraya veren de her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak şartıyla kira sözleşmesini feshetme hakkına sahip olacaktır.

– Kira sözleşmesi belirsiz süreli olarak yapılmış ise kiracı her zaman, kiralayan kiranın başlangıcındaqn itibaren 10 yıl geçtikten sonra kira sözleşmesini fesih bildirimi ile sona erdirebileceklerdir. Sözlü fesih bildirimi yeterli olmayacak her iki taraf da ancak yazılı fesih bildirimi ile kira sözleşmesini sona erdirebileceklerdir.

– Kiralanan aile konutu olarak kullanılıyor ise kiracı eşinin açık rızası ile kira sözleşmesini sona erdirebilecektir.

- DAVA YOLUYLA FESİH HALLERİ

-Kira sözleşmesi kiralayan tarafından kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğunun olması,  kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkansız olması hallerine münhasıran belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilecektir.

– Kira sözleşmesinin devamı sırasında kiralananın el değiştirmesi durumunda yeni malik de kira sözleşmesini aynı kiralayan gibi kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir. Yeni malik  dilerse gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir.

-Kiraya veren gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında, haklı sebep olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamayacağı gibi  yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılması sağlanan taşınmazlar da eski hâli ile haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe başkasına kiralanamaz. Eski kiracının, yeniden inşa ve imarı gerçekleştirilen taşınmazları, yeni durumu ve yeni kira bedeli ile kiralama konusunda öncelik hakkı var olup bu hakkını kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılması gerekir; bu öncelik hakkı sona erdirilmedikçe, taşınmaz üç yıl geçmeden başkasına kiralanamaz. Kiraya veren, bu hükümlere aykırı davrandığı takdirde, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlü olacaktır.

–  Kiralayan, kiracının kiralananın teslim edilmesinden  tahliye taahhütnamesi ile kiralananı belirli bir tarihte tahliye edeceğini taahhüt ermiş  ancak belirttiği tarihte kiralananı boşaltmamış ise kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilecektir.

-Kiralayan, kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olduğu takdirde  kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava yoluyla kira sözleşmesini sona erdirebilecektir.

-Kiralayan, kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu bulunduğunu kira sözleşmesinin akdinden sonra öğrenmiş ise sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde sözleşmeyi dava yoluyla sona erdirebilecektir.

Dava yolu ile kira sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin hükümler kanunda sınırlı olarak sayılmış olup kira sözleşmesine konulacak hükümlerle kiracı aleyhine değiştirilmesi kanun koyucu tarafından yasaklanmıştır.

 

Torbalı’nın En İyi Avukatı Emel Deniz Çeray

“Torbalı’nın en iyi avukatı Emel Deniz Çeray dır” yakıştırmalarına cevaben

Torbalı 'nın En iyi Avukatı

“Torbalı’nın En iyi Avukatı” yakıştırmalarına cevap verdi

Son dönemde çeşitli blog ve yazılarda  Torbalı’nın en iyi Avukatı Emel Deniz Çeray şeklinde yazılar okuyorum. Bu yazıları görmek beni son derece mutlu ediyor. Bununla beraber Torbalımız milyonlarca dolar ticaretin döndüğü İzmirimizin ve Ülkemizin göz bebeği vergi rekortmeni ilçesidir. Belediye çalışmaları Ticaret Odası çalışmaları son derece profesyonelce ve büyük bir ilçeye yakışır kalitededir. Gayrimenkul ticaretinin hızlı olduğu ilçemizde, son derece sıcak, bilgili , çalışkan ve zeki insanların yer aldığı böyle bir ilçede “en” olmak her ne konuda olursa olsun gurur vericidir. Torbalı’nın en iyi avukatı cümlesinin bir yakıştırma olduğunu ve yazının oluşturulmasında tarafımın bir ilgisi olmadığını belirtmek istiyorum. Yapılan çalışmalardan memnun kalmış müvekkilerce yazılmış blog yazılarıdır. Bu yakıştırma son derece gurur veren bir yakıştırma olmakla birlikte müvekkillerimin sorunlarını çözmek için özverili çalışmalara, araştırma ve stratejik planlamalara devam edecek müvekkilimin isteği üzerine değil sürekli olarak takip ve araştırmalar yaparak çözüm önerileri silsilesi ile birlikte sunmaya devam edeceğim. Çok çalışacağım Torbalının en iyi avukatı olmak için değil Torbalı halkına,müvekkillerime en iyi hizmeti verebilmek için çalışacağım. Yakıştırmayı yapan herkese teşekkür ederim.

Avukat Emel Deniz Çeray

İzmir Barosu Avukatı

Torbalı Hukuk Bürosu

Fazla Mesai konusunda haklarınızı biliyor musunuz?

 

Torbalı Hukuk - Fazla Mesai Haklarınız

Torbalı Hukuk – Fazla Mesai Haklarınız

Günümüz ekonomik koşullarında işçilerin çalışma hayatlarında karşılarına çıkan en büyük sorunlardan biri işveren tarafından günlük 12-14 saate varacak kadar fazla çalışmaya zorlanması ve yapmış olduğu fazla çalışmanın karşılığını alamamasıdır. Peki İş hukukunda fazla çalışmanın şartları nelerdir?

1- Kanun hükümleri gereği normal çalışma süresi ne kadardır?

İş Kanunu ve emsal Yargıtay kararları gereği normal çalışma süresi haftalık 45 saattir.

2- Fazla çalışma nedir?

Fazla çalışma haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. Ancak denkleştirme esasının uygulandığı işyerlerinde işçinin haftalık  ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam kırkbeş saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz.

3- Hangi nedenlerle işverenler işçilerine fazla çalışma yaptırabilir?

İş Kanunu gereği işin niteliği, üretimin artırılması, ülkenin genel yararları gibi durumlarda iş yerlerinde fazla çalışma yapılabilir.

4- Fazla mesai ücreti ne kadardır?

Fazla mesai ücreti, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmiş halidir. Yani bir işçinin 1 saatlik çalışma ücreti 1 TL ise, 1 saatlik fazla mesai ücreti 1,50 TL olacaktır.

 5- Fazla sürelerle çalışma nedir?

Fazla sürelerle çalışma iş sözleşmesinde haftalık 45 saatin altında bir çalışma süresinin kararlaştırılması durumunda 45 saate kadar yapılan çalışmadır.

6- Fazla sürelerle çalışma halinde işçiye ödenecek ekstra ücret ne kadardır?

Fazla sürelerle çalışma halinde işçiye her saat için normal saatlik çalışma ücreti %25 artırılmak suretiyle ödenir.

nin onayının alınması gerekir.

7- Fazla çalışma yaptırmak için işçinin onayı gerekir mi?

Fazla çalışma için mutlaka işçinin yazılı onayının alınması gerekmektedir.

8- Fazla çalışma süresinde bir sınır var mıdır?

Fazla çalışma süresi bir yılda iki yüz yetmiş saatten fazla olamayacaktır.

9- İşçinin fazla mesai yapması halinde seçimlik hakkı var mıdır?

Fazla çalışma ya da fazla sürelerle çalışma halinde işçi fazla çalışmasının karşılığını zamlı ücret olarak alabileceği gibi fazla çalıştığı her saat karşılığında bir saat otuz dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her saat karşılığında bir saat on beş dakikayı serbest zaman olarak kullanma konusunda seçimlik hakka sahiptir. İşçi serbest zaman olarak hakkını kullanmak isterse işveren işçiye  serbest zamanını 6 ay zarfında, çalışma süreleri içinde ve ücretinde bir kesinti yapmaksızın kullandırmakla yükümlüdür.

post

İşi bırakmadan, işçi çıkarmadan önce bilmeniz gerekenler.

İş Hukukunda iş sözleşmesinin geçerli ve geçersiz feshinin sonuçları – İş Kanunu Hükümleri

İş yerinizden ayrılırken veya işçi çıkarırken neler yapmalısınız?

Günümüzde

ticaret Hukuku avukatı

İş kanunu, ticaret Hukuku avukatı

Türkiye’nin ekonomik koşulları göz önüne alındığında toplumun yapı taşlarının başında gelen işçilerimizin iş akitlerinin işverenler tarafından feshi ve fesih sonucu işsiz kalma durumu toplumsal sorunların başında gelmektedir. Kanunkoyucu işçilerin haklarının korunması amacıyla 4857 Sayılı İş Kanunu‘nda işverenlere işçinin iş akdini geçerli nedene dayanarak feshetme zorunluluğu getirmiş, kanun hükmüne uymayan işverenleri ağır yaptırımlarla karşı karşıya bırakmıştır. Bu yazımızda genel hatları itibari ile geçerli nedenle fesih zorunluluğu ve geçersiz yapılan feshin sonuçlarını irdeleyeceğiz.

Hangi işçiler iş güvencesi kapsamında yer almaktadır?

    İşçinin İş Kanunu‘ndaki iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshi hükümlerinden yararlanması için 30 veya daha fazla işçi çalıştırılan bir işyerinde çalışıyor olması, en az altı aylık kıdeminin bulunması ve belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışıyor olması gerekmektedir.

İş güvencesi kapsamında iş sözleşmesinin geçerli nedenle fesih nedenleri neler olmalıdır?

İş güvencesi kapsamındaki işçilerin iş akitleri  işveren tarafından ancak ve ancak işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir nedene dayanarak  feshedebilecektir. Sendika üyesi olmak, işyeri sendika temsilciliği yapmak, mevzuattan veya sözleşmeden kaynaklanan haklarını takip için işveren hakkında idari veya adli makamlara başvurmak veya başvurulan sürece katılmak, ırk, renk, medeni hal, hamilelik, doğum, siyasi görüş gibi nedenlerin iş akdinin feshinde geçerli neden olarak kabul edilemeyeceği kanun koyucu tarafından açıkça belirtilmiştir.

İş Güvencesi kapsamında işçinin iş sözleşmesini fesih usulü nasıl olmalıdır?

İşveren işçinin iş sözleşmesini yazılı fesih bildirimi ile feshetmek ve fesih sebebini açık ve net bir şekilde belirtmek zorundadır. Aksi davranışı halinde geçerli bir fesihten söz edilmesi mümkün değildir. İşçinin iş sözleşmesinin feshi İş Kanunu‘nun 25/II  maddesinde yer alan işverenin haklı nedenle feshi kapsamına girmeyen işçinin davranışından veya verimi ile ilgili nedenlerden dolayı feshedilecek ise mutlaka işçinin savunmasının alınması gerekmektedir.

Peki işverenin iş sözleşmesini geçersiz nedenle feshetmesi halinde işçinin başvuracağı yollar ne olmalıdır?

İş sözleşmesi işveren tarafından feshedilen işçi fesih bildiriminde sebep gösterilmemesi halinde veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiasında ise iş akdinin fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde yetkili iş mahkemesinde işe iade davası açabilmektedir. Açılacak bu davada feshin geçerli bir nedenle feshedildiğini ispat yükü işverene ait olup işçi feshin başka bir sebebe dayandığı iddiasında ise bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları neler olacaktır?

Mahkeme tarafından işverence fesih bildiriminde geçerli sebep gösterilmediği veya sebep gösterilmekle birlikte bu sebebin geçerli bir sebep olmadığı yönünde kanaat getirilmesi halinde feshin geçersizliğine karar vermesi halinde işveren işe iade istemi ile başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçi  kararın kendisine tebliği tarihinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır. Başvurmaması halinde yapılan fesih geçerli bir fesih haline gelir ve işveren ancak bunun sonuçları ile sorumlu olur.

 İşçinin başvurusu üzerine işçiyi bir ay içinde işe başlatmayan işveren işçiye mahkeme kararında belirtilecek olan en az dört en fazla sekiz aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatını ödemekle yükümlü olacaktır. Ayrıca karar kesinleşinceye kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. İşçiye iş akdinin feshinde peşin olarak ödenen ihbar ve kıdem tazminatı işçiye yapılacak olan bu ödemeden mahsup edilir. İşçinin işe başlatılmaması durumunda işçiye yukarıda belirtilen ödemelerin yanı sıra kıdem ve ihbar tazminatı ayrıca işverence ödenir.

Emel Deniz ÇERAY

Avukat

Torbalı Hukuk Bürosu

İzmir Barosu Avukatı

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi hakkında Bilmeniz Gereken 6 Kural !

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Hakkında Dikkat Edilecek 6 Madde !

     İzmir Torbalı Hukuk Bürosu olarak Kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmadan önce ve yaptıktan sonra bilmeniz gereken hukuki durumları Gayrimenkul Avukatı Emel Deniz Çeray, sizler için  6 madde halinde sıraladı.
Kat Karşılığı, Arsa yerine daire,İnşaat Sözleşmesi Uzman Avukat

Kat Karşılığı, Arsa yerine daire,İnşaat Sözleşmesi Uzman Avukat, Gayrimenkul Avukatı

İzmir’in hızla gelişmekte olan ve son yıllarda nüfusun artışına paralel olarak konut gereksinimi artan ilçesi olan Torbalı‘da her geçen gün yeni binalar, siteler yapılmaktadır. Yatırımcı şirket ya da kooperatifler yapacakları inşaatlar için arsa arayışına girmekte ve mal sahipleri ile Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri yapmak suretiyle anlaşma yoluna gitmektedirler. Yüklenici ile anlaşma sağlanıp sözleşmenin hazırlanıp imzalanması sürecinde hak kaybına uğramamaları amacıyla mal sahiplerinin dikkat ve titizlikle davranmaları ve süreci iyi yönetmeleri gerekmektedir. Peki Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile ilgili olarak dikkat edilecek unsurlar nelerdir?

1- Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’nin konusu gayrimenkulün imar durumunu sorguladınız mı?

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi konusu olacak gayrimenkulün sözleşme tarihinde imar parseli vasfında olması gerekmektedir. İmar parseli  vasfında olmaması sözleşmenin başlangıçtan itibaren geçersiz olması sonucunu doğuracaktır. Bu sebeple gayrimenkulün imar durumu sorgulaması yapılmalı, imar parseli vasfında ise sözleşme imzalanmalıdır.

2- Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’nin resmi şekle tabi olduğunu biliyor musunuz?

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi gayrimenkulün aynına ilişkin olması sebebiyle resmi şekle tabidir. Sözleşmenin noter huzurunda hazırlanıp imzalanması gerekmektedir. Aksi takdirde sözleşme  geçerli şekilde yapılmadığından bahisle hüküm ve sonuç doğurmayacak, sözleşmenin her iki tarafı da hak kaybına uğrayacaktır.

3- Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’nde hangi hükümler yer almalıdır?

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’nde sözleşmenin her iki tarafının yani yüklenici ve mal sahibinin hak ve yükümlülükleri ayrıntılı bir biçimde yer almalıdır. Yine her iki tarafın yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemesi halinde uygulanacak olan cezai şartlar da sözleşmede özellikle yer alması gereken hususlardır. Sözleşmede mal sahibine arsa karşılığı kaç daire verileceği gibi sözleşmenin esasına ilişkin unsurlar da mutlaka belirtilmelidir.

4- Sözleşmede yüklenicinin inşaatları hangi sürede tamamlayacağını belirttiniz mi?

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde sözleşmenin süresi başka bir deyimle yüklenicinin sözleşme ile yüklendiği edimlerini hangi sürede yerine getireceği kararlaştırılmalı ve net bir süre olarak belirtilmeli, muğlak ifadelere yer verilmemesi gerektiği unutulmamalıdır. Sözleşme gereği yüklenicinin inşaatları teslim etme tarihe yetiştirememesi durumunda cezai şartın ne olacağı kararlaştırılmalıdır.

5- Sözleşmede mal sahibinin arsasının tapusunu ne zaman yükleniciye devredeceğini belirttiniz mi?

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinde sözleşmenin tarafı olan mal sahibinin sözleşme konusu gayrimenkulü yükleniciye ne zaman devredeceği kararlaştırılmalıdır. Uygulamada sözleşmenin imzalanmasının akabinde mal sahibine tapuları devretme yükümlülüğü yüklendiği gibi, yüklenicinin mal sahibine devretme borcu altına girdiği daire ve/veya dükkanları tamamlayıp teslim etme yükümlülüğünü yerine getirmesinin akabinde mal sahibi tarafından tapu devrinin yapılacağı da kararlaştırılmaktadır. İkinci yaklaşım daha doğru ve mal sahibinin haklarını daha çok koruduğundan önerilmektedir.

6- Tarafların sözleşme gereği edim yükümlülüğünü yerine getirmemesinin sonuçlarını biliyor musunuz?

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi tam iki yana borç yükleyen sözleşme olduğundan sözleşmenin herhangi bir tarafının sözleşme gereği üstlendiği edim yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde sözleşmenin feshi ve sözleşmenin yerine getirilmemesinden doğan menfi zararını isteyebileceği gibi, sözleşmenin aynen ifasını ve müspet zararını isteme hak ve yetkisi bulunmaktadır.

Avukat Emel Deniz Çeray

İzmir Barosu Avukatı

Torbalı Hukuk Bürosu

Gayrimenkul Avukatı